Prof. Dr. İbrahim YURDAKUL
İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı

Kabızlık

 

       

    KABIZLIK
    ( konstipasyon )

    Prof. Dr. İbrahim Yurdakul

    Konstipasyon (kronik fonksiyonel kabızlık) eskiden beri farklı araştırıcılar tarafından çok çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. Her şeyden önce kabızlık bir hastalık değil, kişiden kişiye değişen ve farklı şekillerde yorumlanan sübjektif bir semptomdur. Evvelden beri günde üç ile üç günde bir arasında değişen dışkılama (defekasyon) sayısı normal kabul edilmektedir. Genel olarak haftada iki veya daha az sayıda dışkılama alışkanlığı kabızlık olarak tarif edilmekle birlikte, yalnız başına sayı yeterli bir kriter değildir. Dışkılama sayısı ve miktarı bireyler arasında ve çeşitli toplumlarda çok fazla değişiklikler göstermektedir. Kabız olduğunu ifade eden, dışkılama sırasında ıkınan (straining) yani fazla gayret gösteren, kendini aşırı zorlayan ve sonunda sıkıntılı ve huzursuz bir sekilde, küçük topak (lumpy) veya ufak kurşun (pellet) taneleri şeklinde katı/sert ve az miktarda dışkı (feçes/gaita) çıkaran ve gerçektende kabız olan birçok kişide dışkılama sayısı normal olabilir. Genel olarak seyrek dışkılama alışkanlığına sahip olan bireylerde dışkının barsak içinde kalış süresi uzamakta ve bu nedenle dışkı içindeki suyun  emilimi artmakta ve dışkı sertleşmektedir. Uluslararası bir kurul, kronik fonksiyonel kabızlığın, “Roma II kriterleri” diye isimlendirilen, hastaların kolaylıkla anlayabileceği ve cevaplayabileceği,  deneysel araştırmalarda ve klinik uygulamada kolaylık sağlayacağı düşünülen uygun bir tarifini önermiştir.
    Son yıllarda “Roma II kriterleri” daha da geliştirilerek “Roma III kriterleri” oluşturuldu. Roma III kriterlerinde bir hastanın kabız olarak kabul edilebilmesi için şikayetlerinin  hastaneye başvuruşundan altı ay önce başlamış olması ve üç ay süre ile ayda üç veya daha fazla gün bu şikayetlerinin  bulunmasının gerekli olduğu kabul edildi (tablo 1). Bu şikayetlerinin en az iki tanesinin veya daha fazlasının dışkılama süresinin yüzde yirmibeşi kadar bir zaman aralığında meydana gelmiş olması şartı getirildi.




    Ayrıca bu konsensusu oluşturanlar laksatif ilaçlar kullanmadan kronik konstipasyonlu hastalarda yumuşak dışkılamanın nadiren yapılabileceğini kabul ettiler. Bu kriterler araştırıcılara ve gastroenterologlara hastalardan anamnez almada Roma II ye göre daha fazla kolaylık sağladı. Bundan başka American College of Gastroenterology Task Force adında bir başka araştırıcı gurubu kabızlık tarifini daha da basit hale getirdi ( Tablo 2 ).

     

            Tablo 1. FONKSİYONEL KABIZLIK –ROMA II KRİTERLERİ
    Son 12 ayda en az 12 hafta aşağıdakilerin iki veya daha fazlasının bulunması;

    1. Ikınma, fazla gayret gösterme (straining) (Defekasyonların %25'i veya üstünde)
      2.   Topak veya sert dışkılama (lumpy-hard stool)                                         “
      3.   Tam boşalamama hissi                                                                              “
      4.   Ano-rektal tıkanıklık hissinin oluşu                                                          “
      5.   El yardımı ile kolaylık sağlayarak dışkılama mecburiyetinde olunması   “
      ve ayrıca ; 
      Haftada üçten daha az  sayıda dışkılama şartı                                
      Yumuşak (gevşek) dışkılama yapılamaması şartı ve
      Kabızlığın hakim olduğu İrritabl barsak sendromu için (IBS-C) kriterlerin yetersiz olması
      şartı bulunmalıdır.






      Tablo 2.  A C G  KRONİK  KONSTİPASYON “TASK FORCE” KRİTERLERİ

            Dışkı sayısında azalma ve zor dışkılama ile tanımlanan ve tatmin olunamayan
    dışkılama sırasında ;

    1. Ikınma,
    2. Sert / topak şeklinde dışkı,
    3. Dışkılama sırasında zorlanma,
    4. Tam boşalamama,
    5. Dışkılama sırasında uzun zaman geçirme,
    6. Dışkılama sırasında,hastanın parmakları kullanarak anüs çevresine, perineye veya vagina duvarına masaj yapma ihtiyacının olması.

        Şikayetlerin en az üç aydan beri var olması

     

    Konstipasyon tedavisinin maliyeti dikkat çekicidir. ABD'de 800 milyon dolardan fazla bir para laksatifler için sarfedilmektedir. Her sene bu ülkede 2.5 milyon kişi kabızlık için hekime başvurmaktadır. Başvurular, pratisyenler, genel dahiliyeciler ve acil bakım ünitesi doktorlarına yapılmaktadır. Tıbbi değerlendirmeler ve diagnostik araştırmalar ile cerrahi girişimler için harcanan para miktari bilinmemektedir. Kabızlık nedeni ile iş gücü kaybı da oldukça fazladır. Tedavi için harcanan miktar bütün bunların üzerine ayrı bir yük getirmektedir. Türkiye'de ise bu anlamda yapılmış bir inanılır istatistik yoktur. Kabız olduğunu söyleyen kişilerde sıklık; yaş ve cins ile değişiklik göstermektedir. Kabızlık şikayeti her yaşta gurubundaki kadınlarda,  erkeklere oranla daha fazladır. Prevalans her iki cinste yaş ile artar. Gençlerde ve orta yaşlı erişkinlerde de kronik konstipasyon sıktır. 65 yaş'ın üzerindeki erkek ve kadınlarda kabızlık şikayeti ile hekime başvuranların sayısında çok belirgin bir artış olmaktadır. Sedanter hayat sürenlerde, eğitimi düşük seviyede ve sosyo- ekonomik durumu iyi olmayanlarda kabızlık fazladır. Az sıvı alan ve liften fakir gıdalar ile beslenenlerde, genel inancın aksine, kabızlığın oluşumu ile saptanmış bir ilişki yoktur. Çeşitli çalışmalarda düşük kalorili gıdalar ile beslenenlerde, kolon transit zamanının etkilendiği gösterilmistir. Dışkının kolonda rahatça ilerlemesi (normal colon transit zamanı) ve normal bir defekasyon için kuvvetli itici (propulsif) kolon kontraksiyonların olması ve normal bir anorektal refleks varlığı gereklidir. Rektal dolgunluğu kavrayacak duyusal fonksiyonların da bozulmamış olması önemli bir faktördür. Bazı hastalar bilinçli veya bilinçsiz olarak defekasyon yaptıklarını inkar ederler ve artmış bir psiko-sosyal sıkıntı içindedirler. Çoğu yaşlıda konstipasyon; kolona bağlı veya sistemik hastalıklardan veya ilaçların yan etkilerinden  dolayı vardır. Laksatifler yaşlı hastalarda ve özellikle kadınlarda çok sık kullanılır. Yaşlılarda uzun süren kabızlıkta; kolon, rektum veya her ikisininde birlikte dilatasyonu söz konusu olur. Böyle atonik barsaklar büyük miktarlardaki dışkıyı tutabilir ve hiç defekasyon hissi oluşmaz. Bu tür kabızlık megakolon ve megarektum, psikotropik ilaçlar alan hastalarda, uzun süre bakım evlerinde kalanlarda, organik beyin hastalığı olanlarda, bazen sağlıklı yaşlılarda bulunabilir.

     

    KOLONUN MOTOR AKTİVİTESİ
    Normal kolon motilitesi;
    1. Non peristaltik - Segmental kontraksiyonlar,
    2. Peristaltik - Lokal itici kontraksiyonlar,
    3.Peristaltik -Yüksek amplitüdlü itici kontraksiyon (mass movements) ların bir karışımından meydana gelmiştir. Segmental kontraksiyonlar dışkının karışımını sağlarlar. Kolondaki yerel kontraksiyonlardır. Kolon grafilerinde “haustralar” olarak tarif edilir. Lokal itici kontraksiyonlar dışkıyı proksimal veya distal yöne doğru, sadece kısa mesafeler içerisinde sürükleyen peristaltik kontraksiyonlardır. Yüksek amplitüdlü itici kontraksiyonlar ise proksimal kolondan distale doğru uzun bir mesafe kat ederek sonunda hastanın dışkılamasını sağlayan, günde sadece birkaç defa meydana gelen peristaltik hareketlerdir.  Yemeklerden sonra ortaya çıkan dışkılama hissi, yüksek amplitüdlü itici kontraksiyonlardan doğar (Gastrokolik Refleks).
    Normal durumlarda dışkı, distal sol kolonda yani inen kolon distali, sigmoid kolon ve rektum proksimalinde birikir. Günde birkaç defa meydana gelen yüksek amplitüdlü itici kontraksiyonlar, dışkının sol kolon distalinde toplanmasına ve kolonun bu kısmının dışkı ile dolup gerilmesine sebep olur. Bu  bölgede lümen içi basınç belirli bir eşiği aşınca dışkı rektum distaline iner. Bu sırada internal anal sifinkter gevşerken, eksternal anal sifinkter hafifçe kontrakte olur ve dışkı anal kanalın proksimaline ulaşmış olur.  Bu sırada artan  anorektal  basınç nedeni ile şahıs dışkılama ihtiyacı duyar. Ortam uygun ise dışkılama pozisyonu alınır. Ikınma eylemi ile birlikte internal ve eksternal anal sifinkterler açılır, anal kanalın basıncı düşer, puborektal  adele gevşer ve anorektal açı düzleşirken perine birkaç cm aşağı doğru bombeleşir. Sigmoid kolon ve rektumda oluşan güçlü peristaltik aktivite dışkıyı dışarı atmaya çalışır. Eğer ortam dışkılama için uygun değilse anorektal bölgede bulunan ve korteksle ilişkili olan  refleks mekanizmaları sayesinde ve korteksin uyarıları ile rektum ve sigmoid adaleleri gevşeyerek dışkılama ihityacı yani sıkışma hissi (urging) bir süre sonra geçer.

     Tablo 3.                                       PELVİC FLOOR
    Smout AJPM, Akkermans LMA. Motility of  The Gastrointestinal Tract. Wrighton Biomedical Publishing LTD, Petersfield 1992

     

     Pubisten koksiks ucuna çekilen yüzeye pelvik taban denir. Burada ortada puborektalis, yanlarda levator ani kasları bulunur. Defekasyon sırasında  normalde eksternal anal sfinkter ve puborektalis gevşer. Anorektal açı düzleşir. Karın içi basınç artar, rektum içi basınç artar ve dışkı dışarıya atılır.

              Tablo 4.                           DEFEKASYON İŞLEVİ    
    A) Normal durum                     B) Defekasyon Durumu           C) Defekasyondan Cayma
    Smout AJPM, Akkermans LMA. Motility of  The Gastrointestinal Tract. Wrighton  Biomedical Publishing LTD, Petersfield 1992

                                                                                                                                

    PATOFİZYOLOJİ
    Kabızlıkta, kolonun veya anorektal bölgenin veya her ikisinin birlikte hareketlerinin bozulduğu saptanır.
                    A) Anorektal bölgenin fonksiyonu bozulmuş iken kolon fonksiyonu normal olabilir (Normal kolon transit zamanı) .
                    B)  Anorektal bölge fonksiyonu normal iken kolon fonksiyonu bozulmuş olabilir (Yavaşlamış kolon transit zamanı ) – kolonik inersia.
    Yavaşlamış kolon transit zamanına bağlı kabızlıkta (Slow-Transit Constipation) kolon motilitesi yavaşlamış ve  kolonun kitle hareketinin (mass movemets) sıklığı azalmıştır. Yemeklerden sonra oluşması beklenen refleksler (gastrokolik refleks ) ve gündüz uyanık durumda olma (waking) veya laksatiflere olan cevaplar körleşmiştir. Kolonlarda hareketi sağlayan, elektriksel uyarıları üreten pacemaker hücrelerinin (İnterstitial Cells of Cajal) ve enterik nöronların sayısı azalmış veya bunlar kaybolmuştur.
    Anorektal bölgenin fonksiyonunun bozulmasına Roma III konsensus  toplantısında Fonksiyonel defekasyon bozuklukluğu (FDB) isminin verilmesi kararlaştırıldı. Anorektal bölge iki şekilde bozulabilir.
                      1) Dissinerjik defekasyon (Dyssynergic defecation) ; Tek başına olabildiği gibi, yavaş kolon transit zamanına bağlı kabızlıkla veya kabızlıkla seyreden irritabl barsak sendromu  (IBS-C) ile birlikte olabilir. Bu tür bozuklukta karın adaleleri ile rektoanal ve pelvik taban adalelerinin defekasyona yardımcı olmasında zaafiyet vardır. Burada hastanın defekasyon girişimi sırasında yani ıkınırken  rektal basınç artar ama aynı anda anal sifinkter basıncı da artış gösterdiği için (paradoxical anal contraction) dışkı atılamaz. Bu kapağı kapalı olan bir diş macununun sıkılmasına benzer. Bazen anal sifinkter basıncı artmaz ama gevşeyemez de veya yetersiz gevşer ( inadequate anal relaxation), yine dışkılama mümkün olmaz.
     2) Defekasyon itici gücünde yetersizlik (Inadequate defecatory propulsion) ; Buarada defekasyonun itici gücünde yetersizlik vardır. Yani ıkınma sırasında rektumun iç basıncı dışkıyı atacak kadar kuvvetli değildir. Diş macununun kapağı açık ama onu sıkacak yeterli kuvvet bulunmamaktadır (impaired rectal contraction).

        Tablo 5    KRONİK FONKSİYONEL KABIZLIĞIN TÜRLERİ


    A. Normal kolon transit zamanı           B. Yavaş kolon transit zamanı
    C. İrritabl barsak sendromu                  D. Fonksiyonel Defekasyon Bozukluğu
    Smout AJPM, Akkermans LMA. Motility of  The Gastrointestinal Tract. Wrighton  Biomedical Publishing LTD, Petersfield 1992

     

    Kronik fonksiyonel kabızlığı olan hastalarda, bazen birlikte kabızlığın hakim olduğu irritabl barsak sendromu da bulunmakta ve tablo daha da karışık bir hale gelmektedir. Yapılan bir araştırmada kronik fonksiyonel kabızlık alt gurupları ve irritabl barsak sendromunun birbirleri ile örtüşmesi (overlapping) Venn diyagramı ile gösterilmiştir (Tablo  3 ). Görüldüğü üzere bir hasta alt guruptaki bir cins kabızlık türüne sahip olabileceği gibi  bazı hastalarda yavaş kolon  transit zamanlı kabızlık ve kabızlığın hakim olduğu irritabl barsak sendromu  veya dissinerjik defekasyon ikili veya üçlü guruplar halinde birlikte bulunabilmektedir .

                  Tablo 6 . KRONİK FONKSİYONEL KABIZLIK ALT
    GURUPLARI VE İRRİTABL BARSAK SENDROMUNUN
    ÖRTÜŞMESİ

    Venn Diyagramı 


    Bu arada kavram kargaşasına sebep olmaması için dissinerjik defekasyon terimi  yerine evvelce pelvik çıkış obstrüksiyonu (pelvic outlet obstruction), anismus, pelvik taban dissinerjisi (pelvic floor dyssynergia), obstruktif defekasyon (obstructive defecation), pelvik taban sendromu (pelvic floor syndrome), outlet delay gibi birçok terimin kullanıldığını da belirtmek gerekir.
    Kronik fonksiyonel konstipasyona eşlik eden hastalıklar, nörolojik, metabolik ve endokrinolojik kökenli olabilir. Gastrointestinal sistemdeki obstrüktif hastalıklar  da gözardı edilmemelidir.Ayrıca anorektal kanserler, anal fissür ve perianal fistüller, komplike hemoroidler, proktitler de kronik konstipasyona yol açabilirler. Bunlar kronik fonksiyonel kabızlık ile karıştırılmamalıdır.  Kolon transit zamanının yavaşlaması birçok hastalıkta veya birçok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkar. Bu hastalıklar ve ilaçlar aşağıda kısaca özetlenmiştir ( Tablo 4 ve 5)

    Tablo 7.  KRONİK KONSTİPASYONA SEBEP OLAN BAZ HASTALIKLAR

    Nörojenikhastalıklar                                       Non-nörojenikhastalıklar

    Otonomik nöropati                                             Hipotiroidizm
    Diabetes mellitus                                                Hiperkalsemi
    Hirschsprung hastalığı                                        Sistemik skleroz
    İntestinal psödo obstrüksiyon
    Mültipl sklerozis
    Parkinson hastalığı
    Spinal kort yaralanmaları

    Tablo 8.  KONSTİPASYONLA İLİŞKİLİ BAZI  İLAÇLAR

    Antikolinerjikler                                                Diüretikler  
    Antikonvulsanlar                                               5-HT3 antagonistleri
    Antihipertansifler                                                   - Granisetron
    Antiparkinson ilaçlar                                              - Ondansetron
    Kalsiyum kanal blokerleri                                 Opiatlar
    Katyon-içeren ajanlar                                        Trisiklik antidepressanlar
    - Alüminyum (antasitler-sukralfat)
    - Bizmut
    - Kalsiyum (antasitler)
    - Demir içeren ilaçlar

    DİAGNOSTİK ÇALIŞMALAR
    Fleksibl Sigmoidoskopi ve Kolonoskopi ;
    Fleksibl sigmoidoskopi ve kolonoskopi kolonu tıkayan veya daraltan lezyonların tanısında ideal tekniklerdir. Nazik bir şekilde yapılmak şartı ile her yaşta uygulanabilir. Dışkıda kanın görülüşü ve aneminin bulunuşu bir alarm bulgusu olarak kolonoskopik tetkiki gerektirir.
     Direk ve Baryumlu Grafiler;
    Abdomenin direk filmleri kolondaki anlamlı dışkı retansiyonunu saptayabilir. Direk grafiler, dışkı retansiyonu olan hastalarda barsak temizliğini takip etmede de kullanılır. Baryumlu kolon grafileri ile çocuk ve gençlerde klasik Hirschsprung hastalığındaki aganglionlik distal kalın barsak segmentini, idyopatik mega-rektumu ve rektoseli göstermek mümkündür. Bu tür grafiler yurdumuzun dışındaki birçok ülkede kolonoskopiden ucuzdur. Volvulusu ve dışkının sıkışması ile meydana gelen kabızlığı (colonic impaction) tespit etmek için gastrografin lavmanının tanısal değeri fazladır. Aynı zamanda gastrografin kolonu uyardığı için defekasyona da yardımcı olur.

    Radyoopak Marker İncelemeleri;
    Tedaviye iyi cevap vermeyen kronik fonksiyonel konstipasyonlu hastaların değerlendirilmesinde kolon transit çalışmaları oldukça faydalıdır. Belirli bir süre hastalara 20-30 g /gün miktarında yoğun fiberli gıdalar verilir. Bu arada laksatifler, lavmanlar ve ilaç tedavileri kesilir. Radyopak Markerler yutturulur. Bu markerler piyasalarda değişik firmalar tarafından ticari şekillerde satılabileceği gibi, radyoopak bir sondanın jilet ile ince ince dilimlenmesi ile de elde edilebilir. Markerlerin kolondaki pasajı değişik zamanlarda direk batın grafileri ile takip edilir. Radyopak markerler sağ kolon, sol kolon ve rektosigmoid bölgelerde sayılır. Hemen her gün veya birkaç günde bir direk batın filmi çekilerek her üç bölgede kaç markerin bulunduğu tespit edilir. Markerler defekasyon ile atılıncaya kadar takip edilir. Hergün direk batın grafisinin çekilmesi hastanın aşırı bir şua ya maruz kalmasına sebep olacağından genellikle markerler yutturulduktan 5 gün sonra direk batın grafisi çekilmektedir. Böylece kolon transitinin normal olup olmadığı veya bir gecikme varsa, bunun kolonun proksimalinde mi (yavaş kolon transit zamanı-kolonik inersia) yoksa çıkışta yani rektosigmoid bölgede mi (fonksiyonel defekasyon bozukluğu) kaynaklandığı anlaşılabilir. Normal kişilerde markerler kolonu hızla geçer ve en az % 80'i yani takriben 19 veya daha fazlası 5. günde dışkı ile atılır takriben 4-5 tanesi  rektosigmoid bölgede görülebilir.. Markerler direk batın grafilerinde proksimal kolon trasesinde yığılmışlarsa ve rektosigmoid segmente normalden yavaş bir hız ile geçiyorlar ise prosimal kolonda yavaşlama (proximal slowing) mevcut olup bu bulgu yavaş kolon transit zamanı lehinedir.  Eğer markerler proksimal kolonu normal zamanda terk ederek rektosigmoid alanda birikmişler fakat kolayca atılamıyorlarsa çıkışta gecikme (fonksiyonel defekasyon bozukluğu) mevcut demektir. Kronik konstipasyon sikayeti olan birçok hastada kolonik transit zamanı ve defekasyon sayısı normaldir.

      Tablo 9.    RADYOOPAK  MARKER   VE   ANAL MANOMETRİ
                                                       İNCELEMESİ


    Smout AJPM, Akkermans LMA. Motility of  The Gastrointestinal Tract. Wrighton Biomedical Publishing LTD, Petersfield 1992

    Anorektal Manometri ;
    Anorektal manometri nispeten non-invasiv bir test olup anorektal bölge hastalıklarında faydalı bilgiler verir. Bu yöntemde, üzerinde basınca duyarlı sensörler (basınç algılayıcıları) bulunan manometre cihazları ile hem rektum içine yerleştirilen balonun ve hem de internal ve eksternal anal sifinkterler hizasına denk gelecek şekilde yerleştirilmiş sensörların ölçtüğü   basınçlar kaydedilir. Bu işlem yapılırken önce istirahat durumundaki basınçlar ölçülür. Daha sonra balonların içine hafifçe hava üflenirken hastanın bunu ilk hissettiği hava hacmı, dışkılama hissi oluşturan hacım ve hastanın tahammül edebildiği maksimum hava hacmı kaydedilir. Ayrıca bunun yanında rektumun ve anal sifinkterlerin istemli olarak sıkılması sırasındaki basıncı, hastanın anal sifinkterlerini istemli olarak maksimal sıkabilme süresi ve sifinkterlerin ıkınma ve öksürme sırasındaki basınçları ölçülebilir. Fizyolojik dışkılama pozisyonunda, normal bir dışkılama yapar şekilde, hasta ıkınarak balonları dışarı atmaya çalışır. Rektumun kontraksiyonu ile proksimal balon üzerindeki basınç artarken, sifinkterlerin gevsemesine bağlı olarak sifinkter hizasındaki balonların üzerindeki basınç azalarak düşer. Böylece rektum ile birlikte internal ve eksternal anal sifinkterlerin bir uyum içinde birlikte çalışıp çalışmadığı, hareket eden ve bir EKG şeridine benzeyen kağıt üzerine çizilen basınç eğrileri yardımı ile anlaşılır.  Mesela pelvik taban dissinerjisi'nde dışkılama sırasında hem rektum ve hem de eksternal anal sifinkter birlikte kasıldığı için hasta dışkısını atamaz. Şiddetli ve hastayı bıktıran bir kabız hali  vardır. Hirschsprung's hastalığında dışkılama gayreti sırasında, rektal distansiyonu takiben, internal anal sifinkterin gevşemesi mümkün olmaz.
    Balonun Defekasyonu Testi ;
    Diğer bir laboratuvar incelemesi de rektuma yerleştirildikten sonra içine 50 ml su doldurulan ve ucunda bir katateri bulunan balonun bir lazımlığa, dışkılama gayreti ile çıkartılması şeklinde yapılır. 1 dakikalık süre içinde balon dışa atılabilir ise dışkılama faaliyetinin normal işlediği kabul edilir. İyi bir screening test dir. Son zamanlarda kıvamı ve şekli dışkıya benzeyen balonlar kullanılmaya başlanmıştır.  
    Defekografi ;
    Baryum dışkı kıvamında hazırlanır. Yaklaşık 120 ml kadarı rektuma lavman yolu ile verilir. Fizyolojik defekasyon pozisyonunda baryumun dışkılanması floroskopi ile veya video kayıdı ile takip edilir. Anorektal bölgenin yapısı ve defekasyon sırasında fonksiyonu görülür. Bu teknik ile ano-rektal açının ölçülmesi yanında rektosel, intussusepsiyon gibi patolojik olaylar rahatça saptanabilir. Anorektal bölgenin hastalıklarında tek başına yeterli olmayabilir.

     

     Tablo 10.  DEFAKOGRAFİ ; DEFEKASYONDAN  ÖNCE  VE  SONRA  GRAFİLER
                                                                      
    Smout AJPM, Akkermans LMA. Motility of  The Gastrointestinal Tract. Wrighton Biomedical Publishing LTD, Petersfield 1992 
                                                                                             

    KABIZLIĞA NEDEN OLAN DİĞER HASTALIKLAR
    Rektoselde, dışkılama sırasında rektum içeriğinin anal kanal yerine, rektovaginal septumun zayıflığı nedeni ile meydana gelmiş bir poş (pauche) içine doğru, yani yanlış istikamete yönelmesi sonucu dışkılama güçlüğü ortaya çıkar. Megarektumda rektumdaki dışkılama hissi körleşmiş ve dışkılama gücü azalmıştır. Hirschsprung hastalığında konjenital aganglionosis ile ilişkili olarak internal anal sifinkterin gevşemesinde güçlük vardır. Kronik fonksiyonel kabızlığı  bu hastalıklardan ve psikolojik nedenlere bağlı kabızlık ile anal fissür,  soliter rektal ülser, perianal ve perirektal apse, anorektal malignite ve proktitler gibi diğer ağrılı bir hastalık nedeni ile dışkının tutularak bilinçli bir şekilde atılmamasından kaynaklanan kabızlıktan ayırmak gerekir. Büyük ve sert bir fekalom'un rektumdan dışarı atılmasi güç olduğu için, bunun vereceği müthiş rahatsızlıktan kaçınan kişilerin sayısı çok fazladır.

    KOMPLİKE OLMAYAN  KONSTİPASYONDA TEADAVİ
    Kabızlığın tedavisinde kullanılan ilaçların, kolon mukozasına ve enterik sinir sistemine verdiği tahmin edilen zararları nedeni ile bazı doktorlar tarafından kullanılmalarına hoş bakılmasa da buna gerek duyan hasta bu ilaçları almak mecburiyetinde kalmaktadır. Hatta halk tarafından, “alışkanlık yaptığı” ve “barsakları durdurduğu” gerekçesi ile korkutulan kullanma mecburiyetindeki hastalar bile bu ilaçları tereddüte düşerek ve korkarak kullanmaktadır. Aşırı miktarlarda kullanılan laksatifler ve katartik ilaçlar azaltılmalıdır. Fiberli yiyeceklerin fazlaca yenilmesi, fazla sıvı alınması öğütlenmelidir. Karın kaslarının güçlendirilmesi ve nefes alış verişlerin daha rahat kontrol edilebilinmesi için orta derecede yürüyüs ve eksersizlerin yapılması önerilmelidir. Postprandiyal gastrokolik refleks ten daha iyi yararlanmak için , sabah kahvaltıdan sonra veya diğer yemeklerden sonra, kolon motilitesinin en fazla olduğu bu zamanlarda dışkılama  alışkanlığı yerleştirilmelidir. Konstipasyonlu hastalarda, barsaklarda yeterli bir hacım meydana getirerek defekasyon hissini uyandıran ve kolon motilitesini uyaran diyeter fiber ve laksatiflerin verilmesi en emin ve aynı zamanda fizyolojik olarak hastaya fayda sağlayan yöntemlerdir.

    Hacım oluşturan (bulk forming) laksatifler;
    Natural fiber.
     . Psyllium tohumunun kabuğu (kapçığı) 12-72 saatte etki gösterir,
    Semisentetik fiber.
     . Metilsellüloz 12-72 saatte etki gösterir,
     . Kalsyum polikarbofil 24-48 saatte etki gösterir,
     Sentetik fiber.
     . Polikarbofil
    Bu tür doğal, semisentetik veya sentetik hacım oluşturan laksatifler bol su ve içeceklerle alınmalıdır. Psyllium, kalsyum polikarbofil ve metilselüloz gibi laksatifler yeterince gıda ile karışmalıdır. Bu nedenle yemeklerden önce ve yatarken bol su ile verilir. Bunlar dışkının su ve hacım bakımından artmasını, kolon motilitesini artırırarak kolon transit zamanının kısalmasını, dışkı ağırlığının artmasını ve dışkıyı yumuşatarak yoğunluğunun azalmasını sağlarlar.  Diyeter fiber; bitkisel yiyeceklerin, çözünebilen veya çözünemeyen kısımlarından oluşan ve sindirilmekten kendini kurtararak barsaklara geçen kısmıdır. Tahıl fiberlerinin sindirime dirençli hücre duvarları vardır. Bunlar hücresel yapıları içinde su tutma yeteneğine sahiptir. Ekşi meyvalar, baklagiller, kolon florasını ve fekal kitleyi artırır. Buğday kepeği en etkili fiber laksatiftir. İri parçalı buğday ve diğer tahılların kepekleri kolon transit zamanını artırır. Diyet alışkanlığı iyi olmayan hastalara her öğünde 2 ile 6 yemek kaşığı kepek, yemeğin içine konulmak sureti ile verilebilir. Bunun arkasından da bir kaç bardak su veya diğer bir içecek içilmelidir. Laksatif etki 3-5 gün içinde görülebilir. Kronik konstipasyonun düzelmesi birkaç haftayı bulabilir. Tamamen çözünür fibere sahip sebze ve meyvalar kepek yerine geçemez. Bu şekilde tedavi olan hastalarda karında ağrılar, şişkinlik, aşırı gaz ve yellenme meydana gelebilir. Özellikle semisentetik ve sentetik hacım oluşturan ilaçlar ile tedavide sıvı alımı az ise mekanik obstrüksiyon yanında kalsyum ve demir malabsorpsiyonu gelişebilir. Bu nedenlerden dolayı tedaviye küçük dozlarda başlayarak daha sonra tedricen artan dozlarda devam etmek uygun olabilir.

    Emolients (yumuşatıcılar);
    Docusate , docusate calcium  24-72 saatte etki eder.
    Mineral oil.  6-8 saatte etki eder.
    Docusates, yüzey gerilimini azaltarak, intestinal sıvının dışkıya penetrasyonunu sağlayarak dışkının yumuşamasına yardımcı olur. Ayrıca barsak peristaltizmini artırır.
    Mineral oil, yumuşatıcı bir etkiye sahiptir. Lavman seklinde çok sertleşmis dışkıyı (fekal impaction) yumuşatarak defekasyonu sağlar. Oral şekilleri, yaşlılarda, yutma fonksiyonu bozuk olanlarda lupoid pnömoniye sebep olabilir. Karın kramplarına ve elektrolit kaybına neden olabilir. Ayaktan tedavi edilen hastalarda fazla önerilen bir tedavi şekli değildir. Genellikle yatan hastalarda değişik amaçlar için kullanılabilir.
    Osmotik laksatifler;
    Saline.  30 dakika-3 saat içinde etki eder.
    . Magnezyum hidroksid, magnezyum sitrat, magnezyum sulfat, sodyum fosfat, sodyum       sulfat
    Emilimi zayıf olan şekerler. 24-48 saatte etki eder.
    .  Laktuloz, sorbitol, gliserin suppozituvarları
    Polietilen glikol ( PEG ).  24-48 saatte etki eder.   

            Bu ilaçlar osmotik basınç farkı yaratarak suyun intestinal lümene çekilmesini sağlarlar. Hipermagnezemi ve hiperfosfatemi ile hiponatremi ve hipokalemi yapabilir. Kardiyak ve renal hastalıkları olan hastalarda  dikkatli kullanılır.  Sorbitol ve laktuloz güç emilen şekerlerdir. Koliform bakterilerce laktik, asetik ve formik asid' e hidrolize edilirler. Bu asit metabolitlerin osmotik etkisi ile sıvı barsak içinde tutularak yumuşak, şekilli bir dışkının oluşumu sağlanır. Karında gaza bağlı şişkinlik, yellenme,  karın krampları, ishal  ve elektrolit dengesizlikleri meydana gelebilir. Bu hiperosmolar laksatiflere son olarak polyethylene glycol ilave edilebilir. Şişkinlik ve ishal yapabilir. İlaca hassas kimselerde ve mekanik obstrüksyon şüphe edilen hastalarda kullanılmamalıdır. Toz şeklinde reçetelenir. Hasta miktarını kendi durumuna göre ayarlayarak bir içecek içinde kullanır. Kolonik bakterilerle hidrolize olmadığı için gaza sebep olmaz, elektrolit ihtiva etmediği için su ve tuz absorbsiyonu meydana gelmez. Yaşlılarda, renal, kardiyak hastalarda kullanılabilir. Hacım oluşturan veya osmotik laksatiflere cevap vermeyen olgularda stimulan laksatifler kullanılır. Zaman zaman kabızlığı olanlarda , dissinerjik defekasyonu saptanan hastalarda dışkıyı sulandırmak için kullanılır. Polietilenglikol ve laktuloz gebelerde de kullanılabilir. 

    Stimulan laksatifler;
    Difenilmetan deriveleri.
    . Bisacodyl.  6-10 saatte etki eder.
    Antrakinonlar.
    . Senna.  6-12 saatte etki eder.

    Bu ajanlar su ve tuz absorpsiyonunu azaltarak, bunların sekresyonunu ve barsak motilitesini artırarak yani kısaca sıvı ve elektrolit transportunu, gastrointestinal motiliteyi veya her ikisini etkileyerek dışkılamaya yardım ederler. Gereksiz ve fazla miktarlarda kullanıldıkları durumlarda zararlı olabilir. Akut ve şiddetli kabızlıkta kullanılırlar. Uzun süreli kullanımı tartışmalıdır. Rektal irritasyon, diyare, elektrolit dengesizliklerine ( hiponatremi,

    hipokalemi, hipokalsemi), dehidratasyona ve metabolik alkaloza sebep olabilirler. Antrakinonlar endoskopik  ve radyolojik olarak “kathartic colon” ismi ile anılan değişikliklere sebep olurlar. Haftada 2 veya 3 defadan fazla kullanılmazlar ise emin ve etkili bir şekilde uzun süreli kullanılabilirler. Biacodyl gebelikte kullanılabilir.               

     

    Sağda normal kolon mukozası
    Solda katartik kolon
    (Prof.Dr.İbrahim Yurdakul, Dr.Fuat Döver özel arşivinden)

    Anthraquinone içeren laksatifler senna, cascara sagrada ve aloe'dir. Senna, şiddetli konstipasyonlarda etkilidir. Fazla doz verildiğinde de güvenlidir. Psyllium veya diğer hacim oluşturanlar ile kombine edildiğinde az miktarlarda yeterli olur. Cascara hafif etkili olup yumuşak, şekilli dışkılama sağlar. Kolik şeklinde bir ağrıya sebep olmaz. Aloe içeren preparatlar çok etkilidir. Kolik meydana getirirler. Anthraquinone içeren laksatifler kolon mukozasının rengini bozarak melanosis coli'ye sebep olur. Bu etki reversibI' dır.
    Bisacodyl ve phenolphthalein perista1tizmi uyarır. Aktif elektrolit transportunu ve sıvı hareketini değiştirir. Biscodyl yumuşak şekilli dışkı meydana getirir fakat ağrı uyandırır. Phenolphthalein yarı sıvı şekilde dışkılamaya sebep olur. Hayvanlarda karsinojenik etkisi nedeni ile artık reçetelenmemektedir.
    5 HT4 Reseptör agonistleri
    . Tegaserod
    Bu ilaç barsak motilitesini  ve sekresyonunu artırarak visseral hipersensitiviteyi azaltırlar. 18 saatte spontan barsak hareketleri başlar. 65 yaşından küçük erkek ve kadın hastaların kronik fonksiyonel kabızlıklarında ve kabızlıkla seyreden irrtabl barsak hastalığı ( IBS-C ) olan kadın hastalarda kullanılır. Tedavinin birinci haftasında geçiçi ishal daha sonra tedaviyi kesmeden spontan düzelir.
    Klorid kanal aktivatörleri
    . Lubiprostone
    Bu ilaç ile ince barsağın epitelyum hücrelerine etki ederek intestinal sıvıyı artırır.Bu şekilde spontan barsak hareketleri sağlanır. 24 saatte spontan barsak hareketleri başlar. Bulantı, başağrısı ve ishal görülebilir. Bulantı, ilacın yemek ile birlikte alınması ile geçebilir. 18 yaş üzerinde kronik fonksiyonel kabızlığı olan erkek ve kadın hastalarda kullanılır.
    Oral laksatiflere cevap vermeyen hastalar kendilerine 3-4 günde bir su ile lavman uygulayabilir. Azar miktarlarda paketlenmis veya önceden hazırlanmış plastik şişelerde  sodium phosphate-biphosphate lavman kitleri emin bir sekilde kullanılabilir. Ayrıca oral şekilleri purgatif olarak da kullanılır. Sıcak su, peroksit, çok yoğun tuzlu solusyonlar irritasyon yaparlar. Fazla miktarlarda su ile lavman yapılan, çocuk, yaşlı, megakolonlu hastalarda zayıflık, şok, konvulsiyonlar ve koma ile karakterize su intoksikasyonu ve dilüsyonel hiponatremi görülebilir.

    ŞİDDETLİ KABIZLlKTA TEDAVİ
    Davranışa Ait Yaklaşımlar:
    Şiddetli kabızlığı olan çocuklarda dışkılama alışkanlığı eğitimi yapılmalıdır. Kabızlığı önlemede düzenli boşalımın önemi anlatılmalıdır. Benzeri bir eğitim, nörolojik, konstipasyonu olan demanslı, fiziksel engellilerde de yapılabilir. Başlangıçta günde iki kez ve üç gün süre ile yapılan lavmanlar ile kolonun boşaltılması sağlanabilir. Alternatif olarak bir polyethylene glycol solusyonunun yavaş yavaş ve uzun bir sürede en az 4 L'nin üzerinde içirilmesi ile de boşalım sağlanabilir. Fakat böyle bir girişimden önce kolondaki sert ve tıkayıcı dışkının çıkartılması ve mekanik bir barsak obstruksiyonunun bulunmadığından emin olunmalıdır. Barsak temizlendikten sonra osmotik laksatif bir ilaç veya bir hacım oluşturan ajan günde bir kez veya gün aşırı bir kez dışkılama sağlamak üzere verilir. Yemek yemenin uyardığı artmış kolon motilitesinden yani gastro-kolik refleksten faydalanmak için, hasta, yemeklerden sonra dışkılamaya tesebbüs etmesi için ikna edilir. Eğer 2 gün içinde dışkılama olmaz ise lavman tekrarlanır. Dışkılama düzenli bir şekilde olur ise birkaç ay içinde laksatifler tedricen azaltılır. Demansı olan veya yatağa bağlı hastalarda kabızlığı önlemek için bir program hazırlanabilir. Başlangıçta bir mineral oil lavmanı veya benzeri yapılabilir. Bundan sonra daha seyrek olarak lavmanlara devam edilir veya oral yol ile polyethylene glycol içeren solüsyonlar verilebilir. Demansı olan veya nörojenik barsak hastalığı olanlar ile megarektum veya megakolonu olan hastalara fiberden kısıtlanmıs diyet ile birlikte, haftada bir veya iki kez temizleyici lavmanlar yapılabilir.

    Biofeedback;

    Fonksiyonel defekasyon bozukluğunda özellikle pelvik taban kaslarının ve eksternal anal sifinkter kaslarının yetersiz kontraksiyonları  biofeedback ile düzeltilebilir. Burada amaç; hastanın defekasyon işlevi sırasında anal sifinkter kaslarını gevşetebilmesi, karın kaslarını çalıştırabilmesi için ve ayrıca karın kasları , rektum ve anal sifinkter kasları  arasındaki koordinasyon ile rektum duyarlılığını tekrar geri kazanabilmesi amacı ile hastaya bir nevi antrenman yaptırmak sureti ile onu eğitmektir. Defekasyon dinamiğini kaydetmek, rektum içi ve anal sifinkter basınclarını ve elektromyografik aktiviteyi takip etmek için kabızlığın tanısında çeşitli enstrumanların kullanıldığını diagnostik çalışmalar bölümünde anlatmıştık. Rektum içine sokulan cıhazların defekasyon gayreti ve ıkınma sırasında gösterdiği değerler hasta tarafindan görülür. Hasta, ıkınma sırasında yetersiz kalan faaliyetlerini bu değerlere bakarak deneme, yanılma yolu ile düzeltmeğe çalışır. Bu bir tür rektoanal koordinasyon eğitimidir. Ayrıca, normal kimselerde rektum içine konulan bir balonun 20 cc kadar şişirilmesi ile balon hissedilmekte ve daha sonra balon daha da fazla şişirildiğinde defekasyon hissi ortaya çıkmaktadır. Rektal duyarlılığın bozulduğu veya eşiğinin arttığı hastalarda beofeedback ile rektal duyarlılık kaybını düzeltici eğitimler de yapılabilir.            

    Cerrahi Girişimler:

    Tartışmalı olmakla beraber şiddetli derecede yavaş transit kabızlığın olan hastalarda subtotal ve bazen total kolektomi ile ileorektal anastomoz yapılabilir. Bu girişimin çoğu hastada başarılı olduğu görülmektedir. Hirschsprung's hastalığında, rektosel ve "rektal intusussepsiyon"da da girişim düşünülür. Fakat sonuncu durumda cerrahinin faydası tartışmalıdır.

                                               

 

 

Fişekhane Cad. no:46/4 Batman Apt. A Blok Kat:1 Bakırköy İstanbul Tel: 0212 542 54 66 - 542 39 23
Her Hakkı Saklıdır. www.ibrahimyurdakul.com 2007
suBRosa Bilişim Güvencesiyle
burs
avukat
kan merkezi
yayinevi
kuyumcu
tekstil
mobilya
restaurant